|
|
 

 
-- 1997'li Yıllar --
-Kulisteyiz kundurama kum dolmuş
kazmaya kürek gerek, kunduram elimde kürek beklerken. Sana göre en sağda,
bana göre en soldayım, sende bana göre tam karşımdasın, seni izliyorum yani
şuan, birazdan rüzgarlar esecek, pencereler pervazlarına vurmaya başlayacak,
bir anda bilgisayarın kapanıp karanlık bütün etrafını saracak, bir
korku filmi başlangıcı...
Bilim kurgu bir hikaye
yazıyor olduğumu söylemişmiydim. 
Yazdığım En Karamsar Metin İçin Buraya Tıklayın , Birde müzik var ki Off
 
-Drama dersindeyken mimikler
mükemmel birazdan Prömier e çıkacağız arkadaşlarla.
-Tıraktörümüm emniyet kemeri
yok, polis durdurursa ne yaparım şeklinde endişeli gözlerle. T ile r arasında
ı'da yok, e ehliyetinde yok ki zaten o yaşta, emniyet kemerine dert
yanıyorsun
  
 
-Çok resmiyim ama resmi hiç
bir işim olmadı telekoma olan üç beş kuruş borcum dışında birde kırmızı
ışıkta geçmiştim, ama yürüyerek.
 
URFA
-Sema sitesi sakinleri, ama
çoğu zaman sakin değil, meyve tepsisi sadece bir aksesuar çoğu fotoğrafta
kullanılan, kim kaybetmiş muzu ki öğrenci halimizle biz bulalım,
"Zenginin parası züğürtün çenesini yorarmış, kimbilir hangi züğürtün
çenesini yoruyoruz yine" cümlesine tezat gönülleri zengin, kemirgen
grubu.
-"Urfa bir yana düşer,
Antep bir yana düşer, zülüf gerdana düşer." türküsünün klibini izlerken
Urfa'ya gitmeye karar verip, ertesi gün fotoğraf makinesini yanına alarak
1100 km ötedeki Urfa'ya giden kimler varsa, onlardan biriyim. Balıklı Göl
1998 URFA
 
VAN .............................
....................................................
 
KARS KALESİ
 
ARDAHAN
  
RİZE
 
ZİGANA
GEÇİDİ
BAYBURT KALESİ
 
DEDE KORKUT KÜMBETİ
 
TRABZON
 
TRABZON
KARACA MAĞARASI
BU ARADA BİLGİSAYARIMIN HARD
DİSC İNİN ÇÖKÜŞÜ SEBEBİYLE KAYBOLAN CAANIM FOTOĞRAFLARIMA YANIYORUM, FOTOĞRAF
MAKİNESİNDE KALAN BİRKAÇ FOTOĞRAF

...VE ANKARA'YA DÖNÜŞ
"Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı bilir?" Çok
okumadım ama (üniversiteyi 8 yılda bitirdim) Çok gezdim sayılır, bildiğim bir şey varsa :
- Ne geziyorsun o kadar kardeşim, otur oturduğun yerde...
0 (sıfır) a 0 elde var 0
Ş a k a Ş a k a G e z
...
.. 
Üniversitede ki 2.-3. günüm
mühendis olma hayalleri kuran fakat bir perakende 'ci gibi
gülümseyen halimle, kim nereden bilebilir ki geleceği,
"Hoşgeldiniz."
 
. . ve
fotoğraflarım
bilgisayarımın hard disc'i
göçünce onlarda göçmüş.
 

DOĞA BANA KUCAĞINI AÇTI
"Çekici, pusulası, haritası ve fotoğraf makinesi ile eşsiz
yeryuvarının kıtasal kabuk parçası üzerinde yol alan jeolog, gözlem
kuvveti ve analiz gücüyle yaptığı keşiflerin verdiği sonsuz hazla sevinçli,
mutlu ve özgür bir hayat sürer."
Hal böyle olunca O’nun bir
bakışı sıradan bir bakış değildir şüphesiz, bir bakışta yerin yedi kat altını
görüverir, varın siz deli deyin Ona kendi kendine konuşuyor diye,
yalnız değildir aslında O, yerle konuşur şarkı söyler şiir okur toprak, vadi,
faylar Ona, geçmişini anlatır kimseyle paylaşmadığı sırrını söyler
kayalar, “Biz eskiden…” diye başlar koca dağlar söze: “Miyonlarca yıl önce buraları sular altındaydı...” Elindeki yada
kafasının üzerindeki fener değil Ona yolunu aydınlatan, duyuları ve
hisleri, bir şey çağırır Onu fakat kimse bilmez neyin çağırdığını,
keşfetmeye doğru yol alır yenilikçi ruhuyla...
 
 
-Şimdilerde ise (çok) ciddiyim... MSB Harita Genel Komutanlığı Şubat
2006 ANKARA
DEVAMI GELECEKTE...

|
|
|