7 yaşındayım ilk okul birinci sınıf, birinci sınıf ceketimin içinde birinci sınıf bir bakış

Tıraktörümüm emniyet kemeri yok, polis durdurursa ne yaparım şeklinde endişeli gözlerle. T ile r arasında ı'da yok, e ehliyetinde yokki zaten o yaşta, emniyet kemerine dert yanıyorsun

Drama dersindeyken mimikler mükemmel bir

Gelecekteki kel kafamın halini merak etmişim demekki taa o zamandan bile bile.

Çok resmiyim ama resmi hiç bir işim olmadı telekoma olan üç beş kuruş borcum dışında birde kırmızı ışıkta geçmiştim, ama  yürüyerek.

Kardeşim ve ben

Kulisteyiz kundurama kum dolmuş kazmaya kürek gerek, kunduram elimde kürek beklerken. Sana göre en sağda, bana göre en soldayım, sende bana göre tam karşımdasın, seni izliyorum yani şuan, birazdan rüzgarlar esecek, pencereler pervazlarına vurmaya başlayacak, bir anda bilgisayarın kapanıp  karanlık bütün etrafını saracak, bir korku filmi başlangıcı. Bilim kurgu bir hikaye yazıyor olduğumu söylemişmiydim.

Sema sitesi sakinleri, ama çoğu zaman sakin değil, meyve tepsisi sadece bir aksesuar çoğu fotoğrafta kullanılan, kim kaybetmiş muzu ki öğrenci halimizle biz bulalım, "Zenginin parası züğürtün çenesini yorarmış, kimbilir hangi züğürtün çenesini yoruyoruz yine" cümlesine tezat gönülleri zengin, kemirgen grubu.

Yerin 300m altından az evvel çıkmış gözleri güneşten kamışmış halimle.

Aaa saçlarım var üstelik gürde, iyiki fotoğraf makinesi varmış o zamanlar yoksa ben şimdi nasıl inandırırdım insanları, ben eskiden diye başlayan cümlelerime.

Üniversitedeki 2.-3. günüm mühendis olma hayalleri kuran fakat bir perakendeci gibi gülümseyen halimle, kim nereden bilebilir ki geleceği "HOŞGELDİNİZ."

Üç beş kalan saçımıda havaya dikiyorum yıkılmadık ayaktayız hesabına, çoban dağa küsmüş dağın haberi olmamış, hadi oyalan bakalım

Haritada yön, mesafe nasıl bulunuyordu acaba

Gurbet ellerde vatani görevimi yaparken ANKARA, yanımdaki Fatih, ziyaretime gelmiş ama sanki bende oraya ziyarete gitmiş gibiyim

Ankarada bir kış günü

Toplantı öncesi, Mehmet Yüzbaşı "Bugün nöbetçi olan varmı talimatları askerlere okuyup imzalatsın" demeden önce, talimatlar ise koca bir dosya

.

.

.

.

Hasan ve ben real de fotoğraf çeken cisme bakıp gülümsüyoruz, Hasan Burger King'in  Müdürü

Şapka yakışmış, şapkanın markasını göstermek için kafamı eymedim aslında, fotoğraf makinesini yeni almıştık öyle her şeye farkında olmadan birbirimizin fotoğrafını çekiyorduk neslihanla.

2005 - ANKARA

7 yaşındayım ilk okul birinci sınıf, birinci sınıf ceketimin içinde birinci sınıf bir bakış

Tıraktörümüm emniyet kemeri yok, polis durdurursa ne yaparım şeklinde endişeli gözlerle. T ile r arasında ı'da yok, e ehliyetinde yokki zaten o yaşta, emniyet kemerine dert yanıyorsun

Drama dersindeyken mimikler mükemmel birazdan Hamleti oynamaya çıkacağız arkadaşlarla.

Gelecekteki kel kafamın halini merak etmişim demekki taa o zamandan bile bile.

Çok resmiyim ama resmi hiç bir işim olmadı telekoma olan üç beş kuruş borcum dışında birde kırmızı ışıkta geçmiştim, ama  yürüyerek.

Kardeşim ve ben

Aaa saçlarım var üstelik gürde, iyiki fotoğraf makinesi varmış o zamanlar yoksa ben şimdi nasıl inandırırdım insanları, ben eskiden diye başlayan cümlelerime.

Üniversitedeki 2.-3. günüm mühendis olma hayalleri kuran fakat bir perakendeci gibi gülümseyen halimle, kim nereden bilebilir ki geleceği "HOŞGELDİNİZ."

Üç beş kalan saçımıda havaya dikiyorum yıkılmadık ayaktayız hesabına, çoban dağa küsmüş dağın haberi olmamış, hadi oyalan bakalım